Eğitim ne içindir? Öğrencilerin kafasına bilgi ve formüller doldurmak için mi, yoksa öğrenmeyi bilen, merak eden, düşünen insanlar yetiştirmek için mi?
Türkiye’de eğitim denince çoğu zaman akla şu sorular geliyor:
- Kaç net yaptın?
- Hangi okulu kazandın?
- Kaç puan aldın?
Oysa asıl sormamız gereken soru şu olmalı: Bu sistem, düşünen ve üreten bireyler mi yetiştiriyor; yoksa sadece sınav çözenler mi?
Hepimiz şunu istiyoruz: Zorluklardan kaçmayan, yeni şeyler öğrenmek için kendini zorlayan, hata yaptığında vazgeçmeyen, aksine güçlenen bireyler.
Ama dürüst olalım. Eğer hedefimiz buysa, şu an izlediğimiz yol bunun tam tersi sonuçlar üretiyor olabilir.
Sınav Merkezli Sistem Ne Mesaj Veriyor?
Türkiye’de eğitim büyük ölçüde yüksek riskli sınavlar etrafında şekilleniyor. Bu sınavlar sadece öğrencileri değil; aileleri, öğretmenleri ve okulları da belirliyor.
Sorun sınavın kendisi değil. Sorun, sınavın eğitimin amacı haline gelmesi.
Araştırmalar açıkça şunu gösteriyor: Sürekli ölçme, karşılaştırma ve değerlendirme üzerine kurulu bir ortam, sabit zihniyeti besliyor.
Bu ortam şu mesajı veriyor:
- Zekâ ve yetenek sabittir
- Okulun görevi geliştirmek değil, ölçmektir
- Değerli olmak için “başarılı görünmek” gerekir
Böyle bir ortamda öğrenciler şunu öğreniyor:
Öğrenmek önemli değil, akıllı görünmek önemli.
Okul, hata yapmanın doğal olduğu bir öğrenme alanı olmaktan çıkıyor; yanlış yapmamanın hayati olduğu bir sahneye dönüşüyor.
Sabit Zihniyetin Sessiz Sonuçları
Bu yaklaşımın görünmeyen ama çok güçlü sonuçları var.
- Öğrenciler çaba göstermekten kaçınıyor. Çünkü yüksek çabanın “yetersizliğin kanıtı” olduğuna inanıyorlar.
- Zorlukla karşılaştıklarında çabuk vazgeçiyorlar. Çünkü zorlanmanın “ben yapamam” anlamına geldiğini düşünüyorlar.
- Risk almaktan kaçınıyorlar. Çünkü hata, öğrenmenin değil, başarısızlığın işareti olarak görülüyor.
Bunlar; üreten, yenilik yapan, problem çözen yetişkinlerin geliştirdiği alışkanlıklar değildir.
Peki Biz Ne İstiyoruz?
Biz;
- soran,
- düşünen,
- öğrenmeyi öğrenmiş,
- zorlanınca geri çekilmeyen
insanlar yetiştirmek istiyoruz.
Ama bunun için çocuklara ve gençlere şunu hissettirmemiz gerekiyor: Okul, sadece ölçüldüğün değil; geliştiğin bir yerdir.
Sınavlar, öğrencinin kim olduğunu değil; o ana kadar ne öğrendiğini gösterir.
Ve öğrenme, sınavla bitmez.
Asıl soru şudur:
Biz eğitimde başarıyı mı ölçüyoruz, yoksa öğrenmeyi mi büyütüyoruz?
Bu soruya verdiğimiz cevap; sınıfın iklimini, öğrencinin zihniyetini ve toplumun geleceğini belirler.
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
Bütünlükle Karar Almak: Karanlık Ormandan Çıkış Yolu
Başarı Bizi Neden Doyurmuyor?

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda


