“Kıvılcım hissetmedim.” Bu cümleyi kaç kez duydun?
Filmler bize şunu öğretti: Kalbin hızlı çarpıyorsa doğrudur. Heyecan varsa kader vardır. Dünya duruyorsa o kişidir.
Ben de uzun süre buna inandım.
Sonra şunu fark ettim: Kalbimin hızlanması her zaman güvenli bir bağın işareti değildi. Bazen sadece tanıdık bir duyguya verdiğim tepkiydi.
Logan Ury modern ilişkiler üzerine yaptığı araştırmalarda önemli bir noktaya işaret ediyor: İlk buluşmadaki yoğun çekim çoğu zaman uyumun değil, alışık olduğumuz duygusal örüntünün göstergesi.
- Yani “heyecan” bazen bağ değil, tetiklenmedir.
- Ve burada zihniyet devreye giriyor.
- Çünkü sabit bir bakış açısıyla aşk, “ya vardır ya yoktur.” Gelişim odaklı bir bakış açısıyla ise bağ, inşa edilir.
Araştırmalar, en uzun süreli ve doyurucu ilişkilerin çoğunun “slow-burn” dediğimiz, yavaş derinleşen bağlardan doğduğunu gösteriyor. İlk anda kelebekler değil; zamanla oluşan güven ve karşılıklı büyüme belirleyici oluyor.
Bu sadece romantik ilişkiler için geçerli değil. Kariyerde de, liderlikte de, dostlukta da aynı tuzağa düşüyoruz: Ani heyecanı büyüme potansiyeliyle karıştırıyoruz.
Logan Ury ve modern ilişki biliminden çıkarımlarımla süzdüğüm 5 zihinsel dönüşüm…Ben bu çerçeveden şu fikirleri aldım…
- Kıvılcımı değil, büyüme alanını ara. İlk buluşmada heyecan yaşamamış olabilirsin. Ama o kişiyle birlikte daha açık, daha sakin, daha kendin olabiliyor musun? Gelişim bazen sakin başlar.
- Potansiyeli değil, gerçeği sev. “Değişirse harika olur” cümlesi bir ilişki planı değildir. Bu, çoğu zaman zihnin kurduğu bir projeksiyondur. Gerçek bağ, mevcut kişiliğe temas eder.
- Kaçınma, karakter değildir. Ghosting çoğu zaman özgüven değil; yüzleşme kaçınmasıdır. Zor konuşmaları yapabilmek, ilişkisel olgunluğun göstergesidir.
- Seçenek bolluğu bağ kurmayı kolaylaştırmaz. Davranış bilimci Barry Schwartz’ın “choice overload” çalışmaları şunu gösteriyor: Seçenek arttıkça memnuniyet azalıyor. İlişkilerde de nicelik değil, dikkat kalitesi belirleyici.
- Bağlanma stilin kader değildir. John Bowlby ve Mary Ainsworth’ün bağlanma kuramı bize erken örüntüleri gösterir. Ama nörobilim şunu söylüyor: Farkındalık, yeni bağ kurma biçimleri yaratabilir. Sinir sistemi öğrenir.
Şimdi dürüst soru şu:
Gerçekten bağ mı arıyorsun, yoksa tanıdık bir duyguyu mu?
“Yapamam” dediğin yerde bir gerçek engel mi var, yoksa tekrar etmekten vazgeçemediğin bir örüntü mü?
Zihin değiştiğinde, seçimler değişir. Seçimler değiştiğinde, ilişkiler değişir.
Ve bazen aşk, kıvılcım değil; istikrardır.
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
Liderlikte Güç Zehirlenmesi mi, Güç Birliği mi? "Birlikte-Güç" İnşası.
Zihinsel Çerçeveniz Performansınızın Görünmez Mimarisidir.

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda


