Hayatta ilerlerken iki temel hâl arasında gidip geliyoruz. Ya yönümüzü bilerek, bilinçli adımlarla ilerliyoruz… Ya da fark etmeden, rüzgârın ve akıntının bizi götürdüğü yere teslim oluyoruz.
İlk bakışta “akışa bırakmak” huzurlu görünebilir. Ama yıllar sonra vardığımız yer, her zaman gitmek istediğimiz yer olmayabilir. Özellikle de; toplum olarak nasıl yaşadığımız, gelecek nesilleri nasıl hazırladığımız, kendimize ve sevdiklerimize nasıl baktığımız gibi temel meselelerde…
Bu noktada kendimize dürüst bir soru sormak gerekir: Benim bir Kuzey Yıldızım var mı?
Kuzey Yıldızı; ulaşılması gereken tek bir “hedef” değil, her gün yönümüzü kontrol etmemizi sağlayan bir referans noktasıdır. Bizi otomatik pilottan çıkarır. “Bugün yaptığım şeyler, beni gerçekten nereye götürüyor?” sorusunu canlı tutar.
Ama bunun için iki şeye ihtiyacımız var:
- Ne istediğimiz konusunda netliğe
- Kendimizi geliştirebileceğimize dair inanca
Yani yalnızca hedef değil, gelişim ihtimali.
Bir mentorun yaşam hedefini düşünelim: Sağlıklı ve güçlü kalmak.
Ama bu soyut bir temenni değil. Onun için bu hedef; torunlarının torunlarıyla yerde oynayabilmek, her yıl sevdikleriyle uzun bir yolculuğa çıkabilmek demek. Bu netlik, davranışları yönlendirir. “Bugün yaptığım seçimler bu hayata hizmet ediyor mu?” sorusunu mümkün kılar.
İşte burada gelişim zihniyeti devreye girer
İşte burada gelişim zihniyeti devreye girer. Çünkü kişi şunu bilir: Koşullar zor olsa bile, kendini geliştirebilir. Engeller nihai değildir; yolun bir parçasıdır. Bu yaklaşım, Eduardo Briceño’nun çalışmalarında da sıkça vurguladığı gibi, yaşamı bilinçli bir yolculuğa dönüştürür.
Hayat her zaman açık deniz gibi değildir. Bazen gökyüzü kararır. Yıldızlar görünmez olur. Dalgalar yönümüzü bozar.
İş kaybı. Bir kayıp. Bir hastalık. Bir kırılma. Bu anlarda, ister bilinçli ister savruk ilerliyor olalım, hepimiz savruluruz. Ve evet, bu hiç iyi hissettirmez.
Ama gelişim zihniyeti tam da burada belirleyici olur. Çünkü bu bakış açısı, yaşananı inkâr etmez; ama onu nihai bir son olarak da görmez. Bazen fırtınalar, aslında yanlış bir yöne doğru ilerlediğimizi fark etmemiz için çıkar.
Yıllar sonra dönüp baktığımızda, “İyi ki olmuş” demeyiz belki… ama şunu fark ederiz: O fırtına, rotamızı yeniden düşünmemizi sağladı.
Hedeflerimizi kalbimizden tanımladığımızda, başkalarıyla kıyaslamayı bıraktığımızda, ve kendimizi değiştirebileceğimize gerçekten inandığımızda…Yaşam daha anlamlı bir hâl alır. Çünkü tatmin, yalnızca ulaşılan yerden değil; nasıl ilerlediğimizden doğar.
Her hafta, her ay kendimize sorduğumuz küçük sorularla: “Biraz daha bilinçli miyim?” “Bir adım daha kendime yakın mıyım?”
Bir Kuzey Yıldızın var mı? Yoksa akıntının seni götürdüğü yeri “kader” diye mi adlandırıyorsun? Varsa, yolculuğun sana ne öğretiyor? Yoksa, belki de şu an onu fark etmeye en yakın olduğun andasın.
Gelişim, tam da bu sorularla başlar.
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
Konuşuyoruz Ama Birbirimizi Duyuyor muyuz?
20 Milyon Dolarlık Bir Hata

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda


