5 Yıl Önce Yaptığım Bir 'Hata', Bugün Tüm Koçluk Pratiğimin Temelini Attı: Cevap Vermek Yerine Soru Sormak.
Beş yıl önce gelişim zihniyetiyle tanıştığımda, bugün koçluk pratiğimde kullandığım en güçlü araçların temellerinin atıldığını bilmiyordum. O dönem, hem eğitmenlik yapıyor hem de kendi içsel yolculuğuma yeni yeni başlıyordum. Dışarıdan bakıldığında güçlü, hızlı öğrenen, üretken biriydim.
Ama içeride gizli bir soru vardı: Zorlandığım anda neden hemen kendimi yetersiz hissetmeye başlıyorum?
Kendi dönüşümümü başlatan birçok sorudan sadece biriydi bu.
Bir gün, bir atölyemde bir katılımcım bir soruda takıldığında bana baktı. O bakışı, eğitmenler iyi bilir. Sanki “Yeter ki söyle, hemen kurtarayım kendimi.” der gibi. Tam o anda yutkundum. Ona cevabı vermek hem daha hızlı hem daha kolaydı. Ama içimde bir ses şöyle dedi: Yasemin, eğer şimdi cevabı söylersen, onun elinden kendi bulma fırsatını alırsın.
Ve istemsizce ağzımdan şu soru çıktı: “Peki bunu çözmek için ilk adımın ne olacak?”
Bu soru sadece katılımcıyı değil, beni de değiştirdi. O küçük an!
ICF perspektifinde koçun görevi çözüm sunmak değil; farkındalık, sorumluluk ve seçim alanı yaratmaktır. İşte o gün bunu ilk kez atölyede deneyimledim. Katılımcım birkaç saniye durdu, derin bir nefes aldı. Sonra anlatmaya başladı ve sonunda kendi yöntemini buldu.
Ben o an şunu fark ettim. Gelișim zihniyeti sadece katılımcıya değil, öğretme biçimime de meydan okuyordu. Yıllarca insanlara yardım etmek adına hızla çözümler sunarken, aslında onların kendi öğrenilmiş çaresizliklerini pekiştirmiştim.
Amerika'ya taşındığımda kişisel bir hedefim vardı: Mindset alanında araştırmalar yapmak ve bir okula başlamak. Bu, çok uzun zamandır istediğim bir şeydi. Bunun için detaylı araştırmalar yaptım, sürekli kabul alıp alamayacağımı düşündüm.
Bir gün araştırmayı bırakıp sahilde yürüyüşe çıktım. Kendime, yıllardır danışanlarıma sorduğum gelişim zihniyeti sorusunu sordum:
“Yasemin, bu zor mu senin için? Evet. Peki bunun için ne yapacaksın?”
O gün, küçük ama dev bir adım attım. Okula kayıt için danışmanlık aldım, ders planı yaptık ve bir yol haritası çizdik. Sonunda kaydımı yaptırdım. Yeni yılda 18 yaş heyecanıyla yeniden üniversiteye başlayacağım.
Bugün dönüp baktığımda görüyorum ki, gelişim, cesaretin ritmine göre büyüyor; mükemmeliyetin ritmine göre değil.
Koçluk seanslarımda, özellikle performans baskısı veya öğrenilmiş çaresizlik yaşayan danışanlarımla şu üç alanı çalışıyoruz:
- Hatanın Yeniden Çerçevelenmesi (ICF: learning mindset & reframing): “Bu bir hata mı, yoksa bir veri mi?”
- Spesifik Geri Bildirimle İlerleme (ICF: growth-oriented feedback): “Burada iyi yaptığın şey ne?” “Sonraki adım için bir iyileştirme alanı görüyor musun?”
- Sorumluluk Almak (ICF: accountability & commitment): “Bu hafta bunun için hangi küçük adımı seçiyorsun?”
Bunları ilk kendimle, sonra danışanlarımla uyguluyorum. Şimdilerde ne zaman biri bana “Bu zor!” dediğinde — ister 11 yaşında bir öğrenci, ister 35 yaşında bir danışan — artık otomatik yanıtım şu:
“Peki bununla ilgili ne yapacaksın?”
Çünkü gelişim zihniyeti sadece bilgi değil; bir yaşam pratiği. Ve bu pratiği her gün yeniden seçiyoruz. Artık biliyorum ki, benim işim insanlara cevap vermek değil; potansiyellerindeki kapıyı açacak soruları sormak.
Ve o soru bazen sadece şu oluyor:
“Şimdi, bununla ne yapacaksın?”
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
Sadece Ben mi Yapamıyorum?
"Peki, Bunun İçin Ne Yapacaksın?": Hayatımı ve Koçluk Pratiğimi Değiştiren Soru.

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda

