Okullarda, işyerlerinde, hatta günlük hayatta sık sık benzer manzaralar görüyorum. Birisi bir şeyi ilk denemede başarıyor, diğeri ise zorlanıyor. Ve zorlanan kişinin zihninde hemen şu cümle beliriyor.
“Demek ki o yapabiliyor, ben yapamıyorum.”
Mindset koçu olarak çalıştığım onlarca insanda aynı döngüyü gördüm. Bu döngü sadece çocuklarda değil, yetişkinlerde de var. Türkiye’de büyüyen bireyler olarak içinde bulunduğumuz kültür nedeniyle kıyaslamaya çok yatkınız. Fakat kıyaslamanın görünmez bir sonucu var. Zihni daraltıyor. Öğrenme cesaretini kırıyor. Potansiyeli gölgede bırakıyor.
Bu konuya dair çocukların da yetişkinlerin de kaçırdığı bir şey var. Başkalarının kolay yapması, onu “ilk kez yaptığı” anlamına gelmez.
Kimsenin geçmişini, deneyimlerini, ev ortamını, aldığı desteği bilmiyoruz. Biz sadece sonucu görüyoruz. Oysa sürecin büyük kısmı görünmezdir.
Tıpkı benim ortaokul yıllarımda olduğu gibi…
Ortaokulda bir arkadaşım vardı. Hem inanılmaz güzel bir sesi vardı hem de derslerde müthiş başarılıydı. Öğretmenlerin gözdesiydi. Ben ise ona hem hayranlık duyuyor hem de ister istemez kendimi onunla kıyaslıyordum. O hep her șeyi yapıyor, üstelik kusursuz yapıyor ben ise yapamıyorum diye düşünür üzülürdüm. Çocukluk işte...
Sonra bir sonraki yıl aynı sırada oturmaya başladık. Ve ben onun hikâyesine tanık oldum. Annesi çok ünlü bir müzik öğretmeniydi. Babası iyi bir eğitimciydi. Ablası ondan bir yaş büyüktü, sayısal zekâsı çok yüksekti ve sürekli ona ders çalıştırıyordu. Evde müzik, eğitim, öğrenme ve destek dolu bir atmosfer vardı.
Ben ise o zamana kadar bütün tabloyu sadece “sonuç” üzerinden okumuştum. Arkadașımın hikayesi hakkında bu kadar bilgiye sahip olunca kendimi suçlamayı bıraktım, onunla kendimi kıyaslamayı bıraktım ve arkadașımdan öğrenmeye başladım.
Çok iyi arkadaş olduk, birbirimize destek verdik. Ve ben hayatımda ilk takdir belgesini o yıl aldım. Sonraki yıllarda da o başarı çizgisi hiç kaybolmadı.
O zaman fark ettim ki, kolay görünen başarı aslında yılların birikmiş pratiğiydi. Ve kimsenin hayatı aynı değildir.
Beceri transferi öğrencilerin (ve İçimizdeki öğrencinin) kaçırdığı bir gerçek. Birinin bir şeyi ilk denemede yapabilmesinin ardında çoğu zaman şunlar vardır. Daha önce benzer bir alanla ilgilenmiş olması, ev ortamında aldığı destek, görünmez tekrarlar, farklı bir alanda geliştirdiği becerilerin bu alana transferi, sosyal çevre, rol modeller ve deneyimler.
Yani mesele “yeteneğin var/yok” değildir. Mesele görünmeyen birikimdir.
Bu farkındalık çocukların da yetişkinlerin de zihnini rahatlatır.
Peki Bu Döngüyü Nasıl Kırabiliriz?
- Kıyaslamak yerine sormayı öğretelim: Bu kişiyi bu başarıya hazırlayan hangi deneyimler olabilir?
- Kendimize şu soruyu soralım: Benim geçmişimde hangi deneyimler bu beceriyi öğrenmeme yardımcı olabilir?
- Öğrenmeyi görünür bir süreç olarak anlatalım. Süreç konuşulmadığında sonuçlar kıyaslamaya dönüşür.
- Zihniyet dilini değiştirelim: “Ben yapamıyorum.” yerine “Henüz yapamıyorum.” demeyi öğretelim.
- Başkalarının mücadelesini görünür kılalım. “Kolay başarı” diye bir şey yoktur; kolay görünen başarı vardır.
Biliyorum Türk kültüründe kıyas çok güçlüdür ve merak daha güçlü olabilir. Kıyas bizi yorar, üzer ve zihni daraltır.
Ama merak: öğrenmeye heveslendirir, özgüveni artırır, ilişkileri güçlendirir, sağlıklı rekabet yaratır ve zihniyet dönüşümünü tetikler.
Bu yüzden bugün kendime hep şunu hatırlatıyorum:
“Kıyas, zihnin ışığını azaltır; merak yeniden yakar.”
#MindsetHerSeydir #Growthmindset #ÖğrenmeKültürü #EğitimPsikolojisi #ÖzFarkındalık
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
İnsan İlişkilerinin Görünmeyen Gücü: Sabit Zihniyet mi, Gelişim Zihniyeti mi?
Danışanlara Değil, Potansiyele Dokunmayı Öğrendiğim An.

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda


