Toplumun kadınlara ve erkeklere aynı başarı için farklı mesajlar verdiğini hepimiz yaşamın bir yerinde duymuşuzdur. Bir kız çocuğuna “Matematikte çok iyisin, öğretmen olmalısın.” Bir erkek çocuğuna ise “Matematikte çok iyisin, mühendis olmalısın.” diye söylenir.
Farkında bile olmadan aktarılan bu mesajlar, yalnızca bireysel önyargıları değil, kuşaklar boyunca süre gelen sistemik bir sabit zihniyeti temsil eder. Yetenekleri ve becerileri “doğuştan gelen sınırlara” bağlayan bu bakış açısı, kadınların potansiyelinin önüne görünmez engeller koyar.
Günümüzde biliyoruz ki sabit zihniyet; hatalardan korkuya, zorluklardan kaçınmaya, sahtekârlık sendromuna, mükemmeliyetçiliğe, özgüven kaybına, üretkenlik düşüşüne ve hatta kariyer uçurumlarına yol açabiliyor.
Ve bu etkiler en çok kadınların yoğun olduğu eğitim ve bakım alanlarında hissediliyor.
Yıllardır gelișim zihniyeti üzerine eğitimler verirken, kadın katılımcıların bir noktada ortak bir hikâyeye sahip olduğuna defalarca tanık oldum. Her biri farklı cümlelerle, ama aynı özü aktardı.
Çocukken … bana hep … dendi. O yüzden … yapabileceğimi hiç düşünmedim.” “Üniversiteye … olmak için girdim, ama ailem/öğretmenim sürekli … deyince yönümü değiştirdim.
Bu tür hikâyeler aslında bireysel tercihler değil; toplumsal zihniyetin baskısıyla şekillenen kaderler.
Bu noktada insan ister istemez düşünüyor:
Sistemik sabit zihniyetler yüzünden kaç kadın hak ettiği yolculuğa hiç başlayamadı?
Kaçının mesleği “tercih” değil, “yönlendirilmiş bir sonuç” oldu? Toplumsal olarak ne kadar potansiyeli kaybettik?
Kadınların kariyer seçimlerinin çoğu zaman “fırsat eşitliği” ile değil, “öğretilmiş sınırlar” ile şekillendiğini görmek acı ama gerçek. Buna benim hayatım da dahil.
Peki, bu döngü nasıl kırılır?
Değişimin başlaması için önce sorunu netleştirmemiz gerekir. Ardından bireysel ve toplumsal düzeyde bazı kritik adımlar atılabilir:
1) Sorunun adını koymak.
Bu durum sadece kişisel bir mesele değil; sistem düzeyinde kökleşmiş sabit zihniyetin sonucudur. Tanımlamak, görünür kılmak ilk adımdır.
2) Yarayı kabul etmek.
Sabit zihniyet birçok kadının tüm yaşamı boyunca taşıdığı utanç, değersizlik ve sınırlanmışlık hissi yaratmıştır. Bu duyguları bastırmak yerine kabul etmek iyileştiricidir.
3) Kendimiz için gelişim zihniyeti talep etmek.
Başkasının bize dair kalıpları ne olursa olsun, kendi zihniyetimizi biz belirleriz. “Kendimi yeniden tanımlayabilirim” farkındalığı özgürleştiricidir.
4) Erkekleri dışlamamak aksine sürece dahil etmek.
Bu sadece kadınların çözmesi gereken bir problem değil. Toplumsal zihniyet dönüşümü herkesin sorumluluğudur.
5) Cesareti bir kas gibi geliştirmek.
Varsayılan zihniyet korkuya dayanıyorsa değişim cesaret ister. Kadınların kendilerine ait güçlerinin farkına varması.
6) Zor konuşmalar yapabilmek.
“Böyle gelmiş böyle gider” demek artık sürdürülebilir değil. İnsanı rahatsız eden ama dönüştüren konuşmalar şarttır.
7) Sorgulamak, araştırmak, öğrenmek
Sabit zihniyet nerede kendini gösteriyor? İş tanımlarında mı? Maaş politikalarında mı? Terfi süreçlerinde mi? Sınıf düzeninde mi? Aile içi beklentilerde mi?
Bu sorulara verilen dürüst cevaplar değişimi başlatır.
8) Kadınların hikâyelerine gerçekten kulak vermek.
Bir anaokulu öğretmeni, 26 tane beş yaşındaki çocuğa tek başına yetişemediğini söylediğinde, mesele “yetersizlik” değil; sistemik sabit zihniyetin yarattığı koşullardır.
Bu koşullar; tükenmişliği, stresi, iş yükü dengesizliğini besler.
Peki ya geleceğimiz?
Kadınlar ve erkekler olarak kendimize sormalıyız,
Bu mesleklerde çalışan herkes için koşulları nasıl daha adil, daha destekleyici ve daha gelişime açık hâle getirebiliriz? Bugün yaşadıklarımızı, yarının çocukları için nasıl dönüştürebiliriz?
Ben kendi adıma bu soruların peşinden gidiyorum. Dinliyorum, okuyor, soruyor, araştırıyor ve konuşuyorum. Çünkü bu konunun artık gölgede kalmasını istemiyorum. Dahası tum bunları bilimsel olarak araştırmak için yeniden üniversiteye kayıt oldum.
Bir gün kadınların da erkeklerin de potansiyelini kısıtlamayan, sistemik gelișim zihniyetinin hakim olduğu bir dünya hayal ediyorum.
- Geçmişi değiştiremeyiz, ama geleceği yeniden tasarlayabiliriz. Ve bunun için en doğru zaman her zaman şimdi.
- Kaynaklar: Mindset-Carol Dweck
- Braving the Wilderness, Rising Strong, Daring Greatly, The Gifts of Imperfection- Brene Brown
- The Secret Thoughts of Successful Women- Valeria Young
- https://impostorsyndrome.com/
- https://hbr.org/2017/08/the-dark-side-of-resilience
- https://www.npr.org/2012/07/12/156664337/stereotype-threat-why-women-quit-science-jobs
- https://time.com/time-person-of-the-year-2017-silence-breakers/
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
Hataların Gücü: Evde ve Okulda Risk Almaya Açık Bir Öğrenme Kültürü Nasıl Kurulur?
Zorbalığı Azaltmanın En Güçlü Yolu: Kişilikte Gelişim Zihniyeti Kültürü.

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda


