Okul koridorlarında dolaşırken öğrencilerden şu cümleleri duymak ne kadar tanıdık gelir. “Ne kadar ezik değil mi?” “Değişmez o, böyle kalır.” “O hiçbir yere ait değil.”
Bu ifadelerin ortak bir mesajı var o da insan değişmez düșüncesi. Bu bakış açısı, çoğunlukla zekâ ve yetenekle ilgili tartışılan sabit zihniyetin sadece bir yüzü. Asıl kritik olan ise, sabit ve gelişim zihniyetinin, kişilik ve karakter algımızı da şekillendiriyor olması.
Ve araştırmalar gösteriyor ki, özellikle zorbalık yaşayan öğrenciler için sahip oldukları zihniyet, yaşadıkları durumu nasıl yorumlayacaklarını ve sonrasında nasıl davranacaklarını belirleyen çok güçlü bir etken.
Gelişim zihniyetine sahip bir öğrenci şunu bilir:
- Kişinin bulunduğu durum kalıcı değildir.
- “Zorbalığa uğrayan kişi” rolü sabit bir kimlik değildir.
- Duygular ve ilişkiler, çabayla, destekle, zamanla değişebilir.
Bu farkındalık, çocuğu hem daha dayanıklı kılar hem de yaşadıklarını başkalarına zarar vererek telafi etme ihtimalini azaltır.
Bunu destekleyen güçlü bir araştırma var. O da Texas Üniversitesinde görevli David Yeager ve ekibinin yaptığı bir deneyde, sanal bir oyunda dışlanan lise öğrencilerinin tepkileri inceleniyor. Sonuçlar çarpıcı:
- Gelişim zihniyeti eğitimi alan öğrenciler, kendilerini dışlayanlara karşı daha az öfke duyuyor ve daha empatik davranışlar sergiliyor.
- Sadece başa çıkma becerisi eğitimi alan öğrenciler ise daha fazla intikam eğilimi gösteriyor.
- Hiç eğitim almayan öğrenciler ise karışık, tutarsız tepkiler veriyor.
Yani çözüm sadece “duygu yönetimi” değil… İnsanın değişebilir olduğuna dair bir inanç sistemi inşa etmek.
Bu durumla ilgili gerek sınıfta, gerekse evde uygulanabilecek üç temel adım var:
Zorbalık ve zihniyet üzerine açık bir alan oluşturmak.
Çocuklara, insan davranışlarının sabit olmadığını anlatmak çok değerlidir.
- “Bir insan bir davranış sergiledi diye, o davranış onun kimliği değildir.”
- “Kişilik değişebilir.”
- “Herkes daha iyi, daha nazik, daha anlayışlı biri olmayı öğrenebilir.”
Bu mesajlar, zorbalık döngüsünü kıran ilk güçlü adımdır.
Öğretmenler ve ebeveynler olarak gelişim zihniyeti modellemek.
Çocuklara en güçlü mesajı davranışlarımız verir. Kendi hatalarımızı, zorlandığımız anları ve gelişim süreçlerimizi paylaşmak önemli bir adım olacaktır.
“Birine sert çıkmıştım ve sonra düşündüm; o öfke benim kötü biri olduğumu göstermez, sadece kötü bir gün geçirdiğimi…” gibi kendi hayatınızdan bir cümle bile sınıfınızı dönüştürebilir.
Sınıfınızda şöyle bir yazı çalışması yapabilirsiniz. “Birine kötü davrandığım bir an… ve bu davranışın beni kötü biri yapmamasının nedeni…”
Bu çalışma hem empatiyi hem öz-farkındalığı artırır.
Farklı bakış açılarını merkeze alan sosyal analizler yapmak.
Amaç “haklı–haksız” belirlemek değil, empatiyi güçlendirmektir.
Önerilen perspektif çalışması:
- “Bu olayı ben böyle gördüm…”
- “Karşı tarafın bu olayı şöyle görmüş olabileceğini düşünüyorum…”
- “Şimdi daha iyi anlıyorum ki…”
Bu küçük egzersizler, sınıf atmosferinde bile büyük yumuşamalar yaratır.
Gelişim Zihniyeti, Zorbalığın Panzehiridir.
Zorbalığı yalnızca “kötü davranış” olarak görmek yetersizdir. Asıl mesele, davranışların kalıcı olduğuna dair yanlış inançlardır.
Çocuklara; “Sen değişebilirsin.” “Karşı taraf da değişebilir.” “Bu durum geçici.” mesajını verdiğimizde, hem dayanıklılık hem empatik davranışlar güçlenir.
Zorbalık bir anda kaybolmaz; ama zihniyet değişimi, döngüyü kırmanın en etkili yoludur.
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
Kadınları Sınırlayan Sistemik Sabit Zihniyeti Görmek ve Dönüştürmek.
Topluluk Önünde Konuşma Kaygısını Aşmak

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda


