Yıllar önce kendi farkındalık yolculuğuma çıktım. Hayatımda belirleyici, çok keskin olaylar yaşadım.
Ameliyatlar… Uzun yıllar yürüyemediğim zamanlar… Babamın ölümü… Ekonomik kayıplar… Bir ülkeden göç etmek… Ve daha niceleri.
- Tüm bu yaşadıklarımın içinde, herkes gibi ben de varoluşsal sancılar çektim.
- “Ben kimim?” “Bu dünyaya ne katmak istiyorum?” “Yaşadıklarımdan ne öğrendim ve ne öğrenmeye devam ediyorum?”
- Kendime sorduğum onlarca soru vardı.
Bu zorlu dönemlerin çoğunda – işsiz kaldığım zamanlarda da dahil – kitaplara sığındım. Ve o dönemlerde Sanatçının Yolu ile tanıştım.
12 haftalık bu süreç benim için hem sarsıcı hem de derinden geliştiriciydi. Bu kitabın özelliğini okuyanlar bilir: Her gün yapılan çalışmalar, haftada bir kez kendinize ayrılan özel zamanlar ve her haftanın kendine özgü görevleri vardır.
9. hafta… Sekiz hafta boyunca yazdıklarınızı okuduğunuz hafta. Ben o hafta, ileride hangi işi yapmak istediğimi buldum. 12 haftanın sonunda, ne yapmak istediğini bilen bir Yasemin vardı.
O günlerde bu kitap bana o kadar çok yardımcı oldu ki şunu düşündüm: “Bana bu kadar iyi geldiyse, belki başkalarına da iyi gelir.” Ve Sanatçının Yolu atölyelerini açtım. Her açtığımda hem kendimden hem de hayatıma giren insanlardan çok memnun olduğum süreçler yaşadım.
Hayatımın bir döneminde yolum başka bir ülkede devam etti. Ve son iki yıldır eğitimlerime, atölyelerime ve koçluklarıma ara verdim. Ama kendimi geliştirmeye de devam ettim.
İki yıl sonra tekrar eğitimlerime, atölyelerime ve koçluklarıma dönmeye başladığımda; Sevgili Mete Yurtsever ’in DERYA kitap kulübünde Sanatçının Yolu seçildi.
Ben de kendisine, isterse bu kitabı okumak isteyenler için bir atölye açabileceğimi söyledim. Sağ olsun, dünya güzeli bir insan olarak bu isteğimi kırmadı ve kendi grubunu bana açtı. Çok minnettarım.
Dün, bu kitabın yolculuğunun ikinci haftasını hem sabah hem de akşam gruplarıyla gerçekleştirdik. Ve ben bir kez daha anladım ki:
Ben bunu yapmayı çok seviyorum
Ben bunu yapmayı çok seviyorum. İnsanlarla bağ kurmayı… Onları gerçekten dinlemeyi… Anlattıklarının altındaki ihtiyaçları görebilmeyi… Yansıtabilmeyi… Ve her zaman mükemmel yapamasam da, doğru sorularla ilerlemeyi…
Her ekranı kapattığımda içimde binlerce şükür ve sessiz bir kutlama oluyor.Bu yolculuk nereye gider bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Ben bu alanda olmayı çok seviyorum. Ve burası, kendimden de çok memnun olduğum bir alan.
Bugünlerde insanların giderek yalnızlaştığı, “tek başıma da yaşarım” düşüncesinin yüceltildiği bir dünyada; ben buna inat birlikteliğin gücüne inanıyorum.
İnsanın, başka insanlarla temas ederek; dinlenerek, görülerek, paylaşarak iyileştiğine inanıyorum. Topluluğun, bir arada olmanın, birbirimize iyi gelmenin dönüştürücü bir tarafı olduğuna inanıyorum.
Ben yalnızlıktan çok birlikteliğin, kopuştan çok bağın, tek başına güçlenmekten çok birlikte büyümenin gücüne inanıyorum.
Bana bu güzel duyguları yaşatan başta Sevgili Mete’ye ve bu yolculuğa cesaretle eşlik eden tüm katılımcılara yürekten teşekkür ederim.
Ve bu yolculuğu, Sanatçının Yolu’ndan bir cümleyle kapatmak istiyorum:
“Yaratıcılık bir inanç edimidir ve biz bu inanca sadık kalmalı, başkalarına yardım etmek için onu paylaşmaya ve karşılığında yardım görmeye istekli olmalıyız.”
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Mindset ve kişisel gelişim üzerine haftalık içerikler
Bu yazıyı paylaşın
İş Yerinde ve Hayatta Çatışmayı Diyaloğa Dönüştürmek.
İletişimin Görünmez Gücü: “Nasıl Hissediyoruz?” Diyebilmek.

Yasemin Karakaya
Mindset ve ilişki koçu, kişisel gelişim uzmanı ve "Mindset Her Şeydir" kitabının yazarı. Girişimciler ve profesyoneller için dönüşüm koçluğu sunuyor.
Hakkımda

